9/11/2009
HASTANE KOKUSU

Hani hastane kokusu vardır ya... Her gidişimde hasta oluyorum...
Kokusundan bahsedilir hep, o hastalardan sessiz çığlıklar halinde yükselen, onunla kendinin arasındaki farkı sorduran, senin yerine onun o yatakta yatıyor olmasının adil olmadığının farkına vardıran ve her an o yatağın seni de hapsedebileceğini buram buram koklayabildiğin “korku”dur aslında “koku” sandığın… Beynin de dil sürçmesi yapabiliyordur bazen!
Biz rahatsız olduk bu kokudan, çok çok rahatsız olduk hem de. Bu rahatsız koku, ne kadar hayatın dışına atmaya çalışsak da bir yerlerde çarpacaktı burnumuza.
Organ bekleyenler, organ alıp kokusu dinenler poz vermekte hiç tereddüt etmedi objektiflerimize, organlarını paylaşmakta tereddüt edenleri utandırırcasına. Her aralanan kapıya hiç vakit kaybetmeden, gerekirse tekmeyle girmeleri gerekti. Bir kaçıyla beklediğimiz organa kavuştuk, bir kaçıyla taburcu olduk, gazetelerdeki başarılı organ bağışı haberlerimizi okuduk, kontrollerimize geldik, bir kaçıyla umudumuzu kaybetmedik, bekledik...
Mert' le tanıştık rastgele, artık okula başlaması gereken yaşta, fona hastane kokusunu almış, çarşafını yarış arabasına otoban yapmış, organ bekleyişi içindeyken. Diğer gidişlerimiz de hiç rastlayamadık Mert in çarşaf üstü yarışlarına... Gazeteden öğrendik Mert'in bir daha çarşaf üstü yarış yapamayacağını...
Koku daha fazla alana yayılmadan, yayıldığı alanları temizlemek için henüz geç değilken paylaşmak istedik burnumuza fotoğraf makinemizle çektiklerimizi…
Bernis SÜTÇÜBAŞI
Kategori: (ORGAN BAĞIŞI) :: Yorum (0)
:: Arkadaşına Gönder!
:: Etiketler :